top of page

Teşvik

  • Orhun Batıbeyi
  • 3 Şub 2024
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 16 Eki 2025

Türkiye, kendi markası ila elektrikli otomobil üretimine başlamasına sene dolmadan içerideki üretimi korumak amacıyla elektrikli otomobil ithalatına kısıtlamalar getirdi. Türk Pazarına pek çok büyük markanın ürettiği pek çok model bugün Resmi Gazete'de yayınlanan tebliğe takılıp pazara giremeyecekler. Türk Pazarı'na giremeyecek araçlar ise fiyat avantajına sahip lüks modeller ya da yerli üretilen araç ile aynı segmentte bulunup fiyat açısından daha kaliteli olan araçlar. Resmi Gazete'de yayınlanan bu kararnâmede yalnızca Çin değil; Japonya, Kore ve Avrupa'dan pek çok marka etkileniyor. Türkiye; görülen o ki geçmişinden asla ders almıyor.


1990'lı yılların ortasına dek otomobil ithalatında büyük kısıtlamalar oldu. 1970'lerde yerli sanayi pazarını korumak maksadıyla alınan bir karar ila 1,6 litreden büyük motor hacimli otomobil ithal etmek yasaktı ve küçük motorlu otomobiller için de yüksek gümrük vergileri oldu. Koç Grubu ve OYAK bu vergilerden en çok korunan firmalardı. Koç Grubu Türkiye'de Ford ve Fiat, OYAK ise Renault Lisansı ile otomobil üretimi gerçekleştiriyordu. İki firmanın ürettikleri ise başka ülkelerde üretimi duran eski modeller oldu. Koç Grubu yıllarca 'Kuş' serisi altında çağdışı kalmış Murat 131, Avrupa'da esamesi okunmayan Ford Taunus, Renault ise bir benzeri yalnızca Romanya'da Dacia ile üretilen Renault 12 ve sonrasında Renault 9'ları üretti.

Renault yine de bir tık daha iyi görünüyor. Renault 11 ve 21 modelleri gümrük duvarları yıkılmadan önce üretmeye başlamıştı. Türkiye'nin AB ile 'Gümrük Birliği' yapması gündeme geldiğinde Koç Grubu bunu engellemek için bütün gücü ile atağa kalktı. Reklam gücünün de etkisiyle tüm gazetelerde gümrük duvarlarının kalkması durumunda otomotiv sanayisinin biteceğine tüm toplumu inandırmak için çabaladı.

İnan Kıraç ve tüm Koç yöneticileri eğer AB ile 'Gümrük Birliği' olursa Türkiye'de üretimin imkansız hale geleceğini, Bursa'da yüzbinlerce işçinin işsiz kalacağını her fırsatta dile getirdiler. Lakin ilk kez Koç ve Oyak'ın istemediği oldu, 1990'ların tam ortasında gümrük duvarı Avrupa ile yıkıldı.


1990'dan günümüze ise bunun sonuçları tartışmaya nezdimde açık dahi değil. AB ile gümrük birliğinden en çok fayda sağlayan sektör hiç kuşkusuz otomotiv oldu. Türkiye'de ve Türkiye'ye yatırımlar çoğaldı; yabancı sermaye girişi arttı, gelişen teknolojiye rağmen istihdam yükseldi, üretilen otomobillerin kalitesi dünyanın geri kalanı ile boy ölçüşebilir hale geldi ve Türkiye'de Osmanlı'dan bu yana en önemli ihracat sektörü olan tekstili yakaladı; hatta geçti.


Avrupa'da ve Türkiye'de yollarda olan Türkiye üretimi otomobiller hâlâ dolaşıyor. 1990'ların ortasında bu hadise yaşanmasa idi muhtemelen dünyanın en ilkel otomobillerine binmeye devam edecek, bunlardan birkaçını Mısır, Suriye, Irak ve Afganistan'a satabilirsek ihracat yaptığımız için mutlu olacaktık.

Türkiye, görülen o ki 35 yıllık yolculuğundaki bu olan bitenden hiç ama hiç ders almamış ve arşiv hafızasını yitirmiş. 2024 yılında güçlükle üretilen otomobil, gümrük duvarları arkasında güçlü tutabileceği zannediliyor.


35 yıldır öğrenememişiz ki korunan sektör değil, teşvik edilen sektör gelişir.

 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page