Savaşın Pornografisi
- Orhun Batıbeyi
- 7 gün önce
- 3 dakikada okunur
Gabriel Garcia Marquez'in bir öyküsü vardı. Çullukların Gecesi idi adı, üç adamın gözlerinin çulluklar tarafından oyulması ila başlıyordu hikaye. Hikayede, barda anlamsız bir taklitten sonra kuşlar masaya saldırır ve adamların gözlerini oyar, bu olay gazeteye çıkar. İnsanlar bu habere inanmaz, pazarlama taktiği olarak uydurulmuş bir haber denir. 3 adam kör olmuş, sokaklarda dolaşır, başlarına geleni anlatmaya başlarlar lakin insanlar dalga geçer; karşılaştıkları bir çocuk bile onları tanıdığı halde açıkça sahip çıkmak istemez, ki gerçek ortadadır; fakat kimse, hiç kimse tarafından kabul edilmez. Çullukların Gecesi öyküsünde asıl dehşet üç adamın gözlerinin oyulması değil, körlüğün inkar edilmesi.
Gabriel Garcia'nın yazdığı bu öyküyü bugün yeniden hatırlamak gerekiyor. Zirâ Orta Doğu'da ABD'nin açık askeri ve diplomatik desteği ila İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve İran'ın misillemeleriyle genişleyen savaş, benzer bir inkar rejimi içerisinde sürüyor. İran'daki patlamalar kayda geçerken peşi sıra sivil kayıplar listeleniyor fakat savaşın gerçeği teşhir edildikçe hemen savaş sıradanlaşıyor. Çullukların Gecesi öyküsündeki gibi körlük artık görememek şeklinde vuku bulmuyor, etkilenmemek şeklinde üretliyor.
İşte burada, tam burada savaş; pornografik bir forma bürünüyor.
TDK'ya göre pornografi, mahrem olanın teşhiridir; savaşın pornografisi ise dünyanın yeni bir sözcük anlamı kazandırdığına göre, o'dur ki, öyle ki ölümün ve yıkımın teşhiri. Zirâ, bombardıman görüntülerinin hemen hemen her mecrada tekrar tekrar yayımlanması, füzenin hedefi vurduğu anın ağır çekimde servis edilmesi, infilakın gece göğsünde bıraktığı estetik ışığın sosyal medyada paylaşılması bizlere gösteriyor ki şiddet, görsel haz nesnesine dönüşmüş.
ABD ve İsrail merkezli ana akım medya diline bakmak, bu aradan yeterli.
"Precision Strike" deniyor -hassas atış.
"Surgical Operation" deniyor -cerrahi operasyon.
"High Vallue Target Eliminated" deniyor -yüksek değerli hedef etkisiz hale getirildi.
"Collateral Damage" deniyor -yan hasar
İnsanlar biraz, az biraz dikkat ederse, edilir ise bu ifadelerin hiçbirinde insan yok. Ev yok; çocuk yok, hayat yok. ABD ve İsrail'in Türkiye'ye dahi soktuğu bu akım medyası ölümü teknik bir prosedüre indirgeyerek hayatlarımızın orta yerine kuruyor.
"Human Shields" diye bir başka tekrar eden retorik daha var, sivil ölümlerden söz edildiğinde sorumluluk bir cümle ila yer değiştiriliyor. Hamas'ın sivilleri kalkan yaptığı söyleniyor. İran'ın provokasyon yarattığı söyleniyor. İran'ın nükleer bir program içerisinde olduğu ve bundan vazgeçmesi gerektiği söyleniyor ve böylece bombayı atan el geri plana çekiliyor; fail, birdenbire buharlaşıyor. Zirâ şiddet, kaçınılmaz bir doğa olayı -deprem gibi, sel felaketi gibi- olarak sunuluyor.
ABD - İsrail merkezli ana akım medyası harici de; sosyal medyada dil daha da çıplak ve hatta pervasız. İnsanlar, o taraftaki insanlar kendisini gazeteci olarak tanıtıyor ancak fiilen propaganda üretiyorlar, bombardıman anlarını çoşkulu biçimde paylaşıyorlar -mesaj verildi, caydırıcılık yeninden tesis edildi, tarihi cevap- minvalinde.
İnsanlar dediğimiz bu güruh, füzelerin hedefe isabet ettiği ân'ı bir spor müsabakası gibi aktarıyor, yıkım ve ölüm hunharca alkışlanıyor ki bu pornografik estetik, izleyiciyi pasif bir seyirci olmaktan çıkartıp haz alan bir tüketiciye dönüştürüyor. İnsanlar için, algı ila artık şiddet uzakta ve steril olduğu müddetçe heyecan verici; ekran araya mesafe koyuyor ki bu mesafe; faillerin sorumluluğunu askıya alıyor.
Marquez'in öyküsünde insanlar çulluklarını görmediklerini söyler, bugün çulluklar saklanmıyor; görüntüler yüksek çözünürlükte, canlı yayın var, gönderiler var, sosyal medyadaki kelimeler ila örtülmüş örülü hayatlar var, uydu haritaları var. Ne yazıktır ki bu pornografik teşhir, gerçeğin ağırlığını hafifletiyor; aşırı görünürlük, duyarsızlık üretiyor. ABD'nin ve Trump'un stratejisinin başarılı olmasıyla savaşın artık en tehlikeli cephesi askeri değil, dilsel ve görsel olan. İnsanların yıkanmış beyinleri için bombalar binaları yıkar iken pornografik dil, hafızayı yıkamakta ki hafızası aşınmış bir toplum, bir sonraki savaşı daha kolay kabul eder.
Çullukların Gecesi öyküsünde üç adam güneşin yüzlerini yakmasını bekler, belki bir şey değişir diye. 2026'da, bizim çağımızda ise güneş çoktan ekran ışığına dönüştü, yüzümüzünü ısıtan şey gerçek değil, somut değil; piksel.
İşte, savaşın pornografisi; tam olarak bu. Yıkımı göstermek, lakin hissettirmemek. Ve ölümü paylaşmak, fakat yas tutturmamak. Ve de körlüğü inkar etmek yerine, onu normalleştirmek. Ve de normalleşmiş körlük, şiddetin ve savaşların en kalıcı formudur.

Yorumlar