top of page

Müdebbir

  • Orhun Batıbeyi
  • 14 Mar 2025
  • 2 dakikada okunur

Suriye'de işler yine, yeniden, istisna olmadan bir kez daha karıştı.

İradem en başından beri konu özelinde değişmedi. Türkiye'deki iktidarın attığı palavralara aldanmamak gerekir. Kamuoyunda yazılanların aksine, Suriye'de hiçbir şey onların kontrolünde değil. İktidarın yanlı ve yandaş medyası, yandaş halkı olmayanı oldurdu, olanı oldurmadı.


Türkiye'nin en başından beri El Şara ya da Colani gibi isimleri ciddiye almaması gerekirdi. Zirâ, bu selefi grupların devlet kurma gibi bir kabiliyeti yok. Zirâ bu zavallı oluşumlar yalnızca yakmayı, yıkmayı, tahrip etmeyi ve kaosu büyütmeyi bilirler. Kaostan bir lav oluşturur, lavdan sıçrayan ateşlerle buzların üzerinde gitmek amacını edinmişlerdir, en başından beri. Türkiye'nin izlediği bu strateji, her zamanki gibi işe yaramadı. Amatörlerle yürütülen süreç, ele yüze bulaşmaktan daha ileriye gitti ve gitmeye devam ediyor.


Suriye, kolay kolay stabilize olmaz; daha fazla karışır, daha fazla çetrefilli bir hale gelir, her zaman böyle oldu, böyle oluyor ve böyle olmaya devam edecek. "Kontrol bizde." yalanlarıyla her daim sahneyi, gazete küpürlerini, sayfaları, kağıtları, görselleri, medyayı doldurdular lakin gerçek her daim bambaşka oldu. HTS'nin Suriye'de mezhepçilik yaptığı ve bunun çok ciddi sonuçlarının olacağı, dün olduğu gibi bugün de belli. Mezhepçi politikların yalnızca çatışmayı derinleştireceğini, bölgeyi daha da istikrarsız hale getireceğini görmek için büyük bir stratejist olmaya lüzum yok.


El Şara'nın yatağında, huzur içinde ölme ihtimali çok düşük. El Şara ve benzeri oluşumlar, figürler tarihte nadiren doğal bir sonla karşılaşır; onların sonu genellikle kendi kanlı miraslarının gölgesinde yazılır ve işte bugünlerde Suriye yeniden alev aldı.

HTŞ'ye muhalif gruplar, özellikle belirli bölgelerde yeni rejimin güçlerine yönelik saldırılar düzenledi. Medyadaki kimi kaynaklara göre 11, kimi kaynaklara göre ise 70 üzeri insan öldü, ortalık toz duman içinde.

"Esad'a bağlı güçlerin operasyonu" olarak lanse ediliyor şimdi de medyada bu saldırılar, en hafif tabiriyle, gülünç.

Esad, artık dünya için yok hükmünde. Rusya'da rehin tutuluyor ve Putin ile görüşmek için randevu bile alamıyor. Eşi Esma, Londra'ya gitmek istiyor lakin ne İngiltere ona izin veriyor ne de Rusya. Esad ile bu saldırıların doğrudan ya da dolaylı bir bağlantısı olduğunu iddia etmek, gerçeklikten kopuk bir analiz olmaktan öteye gidemez.

HTŞ'nin ve mevcut El Kaideci yönetimin mezhepçi yaklaşımlarına karşı bir isyan tüm bu saldırılar. Colani'nin ve rejiminin yönetimi ele geçirdiği günden bu yana uyguladığı katliamlar, unutulmadı. Aynı zamanda şimdi de selefi bir diktatörlük kurma planlarına karşı harekete geçtiler. Suriye'deki bu muhalif rejim ve isyan, artık bu yönetim altında kendilerine tam anlamıyla bir 'yaşam hakkı' tanınmayacağını net şekilde görüyor.


Rusya, bu ayaklanmanın arkasında olabilir mi? Mümkün.

Her zaman inancım o'dur ki bir yerde bir yara açarsan, orayı herkes kaşıyabilir. Her oluşum, her dış güç bu saldırılarda rol oynamış olabilir. Aynı yaraya birçok el uzanabilir lakin göz önündekini görmek, bakmak ve yorumlamak gerekir öncelikle.


Türkiye, Suriye olaylarında o kadar amatör bir yaklaşım sergiliyor, yönetiliyor ki Esad'ı arayacağımız günler çok yakında, bu benim için çok net ve bariz. Türkiye tarihinde yeni bir 'kandırıldık' hikayesinin yanı başımızda yazılmaya başlandığı, çok açık bir şekilde görülüyor.

 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page