top of page

İran - ABD - Türkiye üçgeni üzerine

  • Orhun Batıbeyi
  • 2 Mar
  • 2 dakikada okunur

İsrail - ABD; daha doğrusu Trump - Netanyahu ikilisi bir kez daha İran'a saldırdı ve İran'ın Dinî Lideri Hamaney'i öldürdü.

Dünya, bu gelişme sonrası topyekün savaş bekliyor lakin ben böyle bir senaryonun gerçekleşeceğini düşünmüyorum. Zira, Trump ve Netanyahu'nun İran'a karşı yapabilecekleri ve aypmak istedikleri şeyler aşağı yukarı belli.

2 ülkenin amacı kara harekâtı değil; hava saldırıları, nokta operasyonlar ve istihbarat faaliyetleriyle İran'ı yıpratma stratejisi. İran içerisi karıştırmaya çalışılarak yerel unsurlar üzeirnden iç dinamikler harekete geçirilmeye çabalanacak. İran gibi kara sınırı olmayan, coğrafi olarak zor bir ülkeye doğrudan kara ordusuyla girmek zaten gerçekçi değil.

İran'a yönelik istihbarat operasyonlarıyla önemli isimler hedef alınabilir lakin bu tür suikastların kısa vadede rejimi çökerten sonuçlar doğurması pek mümkün değil ki daha önce Irak'ı İran'ın üzerine göndermişlerdi; o büyük savaş bile İran'ı devirmeye yetmez iken şimdi sınırlı hava saldırılarıyla köklü bir değişim beklemek fazlasıyla iyimser olur.

İran'ın bir miktar hırpalanması ve İsrail'in işbirlikçi gördüğü ülkelere zarar vermeye çalışması, şu a olacak olan tek şey; karşılıklı sınırlı hamleler, kontrollü tırmanışlar taşanacak.

ABD, tankı, topu, tüfeği la Afganistan'a girdi. 20 yıl kaldı lakin arzu ettiği sonucu elde edemedi. İran gibi çok daha köklü devlet geleneğine, sert jeopolitiğe ve güçlü iç güvenlik reflekslerine sahip bir ülkede kesin sonuç almak zaman imkânsıza yakın. ABD ve İsrail'in kaldı ki asıl hedeflerinin İran'ı tamamen devirmek olduğunu da düşünmüyorum, biliyorum da. 2 ülkenin esas amacı, İran'ın İsrail'e ciddi zarar veremeyecek ölçüde zayıflatmak ve bölgesel denklemde Çin'in önünü kesmek olabilir. İran'a yönelik bir rejim değişikliği operasyonu değil, kontrollü zayıflatma.

İran, Türkiye'ye saldırır mı?

İran geçmişte, ABD üsleri nedeniyle Türkiye'nin hedef olabileceğine dair açıklamalar yaptı lakin mevcut koşullarda bunun ihtimali oldukça düşük. İran'ın mevcut hâliyle doğrudan karşı karşıya gelmek istemeyeceği ülkelerin başında Türkiye gelir. Türkiye de dengeli bir politika izliyor. İran'a karşı Türkiye'nin, sınır içerisindeki her bir karış toprağın kullandırılması söz konusu değil. İran'ı rahatsız eden her ne kadar Kürecik Radar Üssü gibi bir unsur bulunsa da. Ankara, açık bir taraf olma görüntüsünden özellikle kaçıyor.

ABD - İsrail - İran süreci büyük ihtimalle yine önce gerilim, ardından kontrollü sönümleme şeklide ilerleyecektir. ABD ve İsrail, İran'ı belirli aralıklarla tokatlayacaktır. İran da ulaşabildiği yerlere karşılık vermeye çalışacaktır; bölgesel tansiyon yükselir lakin topyekün bir savaş ya da rejim değişikliği ihtimali, nezdimde çok zayıf.

İran'da rejim, hava saldırılarıyla değişmez; eğer bir değişim olacak ise bu ancak içeriden, yerel dinamiklerle olur. Ancak ABD - İsrail'in egrçekten böyle bir sonuca ulaşmak için bütün riskleri göze aldığını da düşünmüyorum.

İran'da rejimin yıkılması ve yerine İsrail ile ABD çıkarlarna daha uygun bir yönetim gemesi Türkiye'nin lehine olmaz. Türkiye'nin bölgesel stratejik önemini böyle bir senaryo daha da azaltır. İran'ın tamamiyle batı eksenine kaydığı bir tabloda Türkiye, jeopolitik ağırlık olarak ciddi biçimde düşer.

"İran zayıflasın." basitliğiyle bakmak bu nedenle doğru değil bu meseleye; bölgesel güç dengesi açısından Türkiye'nin çıkarları kontrollü ve dengeli bir İran ile daha uyumlu olabilir.

ABD - İsrail - İran üçgeninde süreç, sonuç olarak büyük savaş değil, kontrollü yıpratma süreci gibi duruyor; gerilim artacak, mesajlar verilecek, karşılıklar gelecek lakin dengeler tamamiyle yıkılmayacak.


İran'da köklü bir rejim değişikliği Türkiye'nin hiç ama hiç işine gelmez.

 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page