top of page

Hikayeler

  • Orhun Batıbeyi
  • 30 Eki 2025
  • 2 dakikada okunur

Hikayelerin bir ortak noktası var ki; hepsinin sonu var, hepsinin bir son cümlesi, paragrafı, içeriği var. Hikayelerin nasıl bir sonu var ise, hiç şüphe yok ki koltuğunda onursal kelimesine bürünerek zahmetsizce oturanların da bir sonu olacaktır. Hayat, birilerine onursal bir koltuk veremeyecek kadar yoğun, duygusuz ve hızlı geçiyor. Her daim benim olduğum yerde ben ve benimle olanlar, hiçbir şeyin kolayına kaçmayacaktır, o yüzden cümleleri yuvarlamak, konuşmaları yuvarlamak, ve hatta zaman zaman rakamları yuvarlamak pek tabii birileri tarafından tercih edilebilir lakin benim için hayatta esas olan şeffaf lakin buğulu bir camın içerisinde olmaktır; ben her daim camlara film yaptırmayı lakin filmlerin dahi şeffaf bir renkte olmasını yeğlerim, benden olmaya gayret edene de öneririm.


Hayatımda yasalara hiç ihtiyaç duymadım, duymuyorum ve duymayacağım; yasalara güvenmiyorum, güvenmedim ve güvenmeyeceğim. İradem ki benim için en iyi yasa, benim gözlerim, gözlemim, anlayışım ve anladığımdır. Hayatımı, bir sonraki adımımı, bir sonraki saat planlamamı kimsenin insiyatifine bırakmadım, bırakmayacağım; benden olanların da, bana ait olanların da. Hikayelerin bir ortak noktası var ki hepsinin sonu birilerinin etkisi, tepkisi ila gelişiyor, geçiyor, bitiyor lakin benim özelimde birinin ne etkisi, ne de tepkisi lle gelişebileceği bir hikaye yok bende. Hikayemde ben, benim kapımın arkasına koyduklarım var. Zirâ birisi bu kapının arkasına geçiyor ve kulağını kapıya dayamak, dinlemek istiyorsa dinleyebilir ve kendisine bir kitap yazabilir lakin kim neyi dinlerse dinlesin, ne dinlerse dinlesin, nasıl dinlerse dinlesin hepsinin yazacağı kendi yorumları olacak, yorumlanacak en üstteki kitap da o kapının içerisindeki ben ve benden olanlar. Hayatımda nasıl yasalara ihtiyaç duymuyorsam, içeriye birisini almayı, göndermeyi, dışarıdan somut bir getiride bulunmayı asla düşünmem. Her zaman kendi içimizde büyümeyi yeğlerim ben, hayatım boyunca yeğledim de ve hatta şimdi kimse anlamasa, anlayamasa, idrak edemese de dünyanın doğrusu, gittiği ve gideceği yer orası. 100 nesil önceden buradaysak, öncü olabiliyorsak ne mutlu.


Hikayelerin ortak noktası, hepsinin bir sonu olması; ancak benim kapımda, benim evimde yazacağım bir hikaye yok; yazdıracağım var. Anlaşılmasam da, ne mutlu bana ve yasalarıma.


Hikayelerin nasıl bir sonu var ise, hiç şüphe yok ki koltuğunda onursal kelimesine bürünerek zahmetsizce oturanların da bir sonu olacaktır.

Her zaman söylemişimdir; herkesin nefret ettiği bir kurt olmak, herkesin severek bindiği bir eşek olmaktan iyidir.

 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page