BRICS'e katılım
- Orhun Batıbeyi
- 26 Ağu 2025
- 1 dakikada okunur
Türkiye'nin BRICS'e katılma isteğini hükümetten değil, ABD merkezli haber kanallarından öğreniyoruz. Bloomberg'in haberleştirdiği Türkiye'nin BRICS üyeliği için başvuru yaptığını duyduğuda önce şaşırdım, ardından inanmak istemedim. Dışişleri Bakanlığı ise konuyla ilgili 'böyle bir bilgilendirme yapmadık.' demek ile yetindi, yalanlama yok; yalnızca kaynağı onlar değilmiş.
AKP iktidarı şeffaf, demokrat ve hesap verebilir olduğunu iddia ederken böyle bir yol ayrımında kendi halkını bilgilendirmeye lüzum görmüyor. Suriye'den Mısır'a, Yunanistan'dan BAE'ye, Rusya'dan Azerbaycan'a kadar birçok ilişkide defalarca bunu kanıtladıkları için herhalde böyle bir şeye lüzum görmemişler.
BRICS üyeliği bizim açımızdan Türkiye'de kişi başına düşen ortalama 50 bin dolar geliri olan bir dünyadan, kişi başına ortalama 10 bin dolar seviyesinde bulunan bir blok içine kaymamızı sağlar. Türkiye zengin mahallesinden fakir mahallesine taşınmış olur tabiri caizse; hem de bize mal satan, bizden mal almayan ülkelerin yanına.
Rusya'dan geçtiğimiz yıl 68 milyar dolarlık ithalat, 100.5 milyar dolarlık ihracat ile 58 milyar dolar açık var iken.
Çin'den 44.6 miyar dolarlık ticaret hacmi ile 38.1 milyar dolar açık var iken.
Brezilya ile 500 milyon dolar ihracat, 2.7 milyar dolar ithalat ile 2.2 milyar dolar açık var iken.
Güney Afrika'dan ise 500 milyon dolara yakın ticaret fazlamız var iken Türkiye'nin BRICS ülkeleriyle ticarette verdiği açık yaklaşık 97 milyar dolar; aynı yılın genel cari açığı 45.2 milyar dolar iken sadece bu blokla ticaret açığımız bunun iki katından fazla.
BRICS'e geçmemiz denkleminde kazanan birçok ülke ve bölge var iken tek kaybeden Türkiye olur. Türkiye ne kadar amatörce, ne kadar vasıfsızca yönetiliyor, her gün farklı şekilde görüyoruz. Hindistan'ın veto etmesi dileğiyle.



Yorumlar