Altay Tankı gereksiz
- Orhun Batıbeyi
- 26 Ağu 2025
- 2 dakikada okunur
Altay Tankı yıllardır yerli ve milli vurgusuyla gündemde, ancak bir mühendis gözüyle bakıldığında ne yazık ki çağın ihtiyaçlarına cevap veren bir tank olmaktan uzak. Türkiye'nin gerçekten ihtiyaç duyduğu tank, bugünkü Altay Tankı değil. Altay Tankı tasarım olarak 2010'ların mantığıyla yapılmış. 2030'ların savaş alanına ise hazırlıksız.
Altay'ın en büyük açmazı motor ve transmisyon. Alman MTU'ya bağımlı başlamak ön mühendislik olarak hatalı bir tercih. Altay'da motor ve güç grubu baştan yanlış; eğer modüler güç grubu tasarlansaydı, bugün Güney Kore motoruna yarın ise yerli BATU'ya geçiş yıllar almazdı. Abrams ve Leopard 2 farklı güç paketleriyle modernize edebiliyor. Altay'da motor değişikliği ise tankın baştan çizilmesine ve revize edilmesine, hatta şirkette CEO değişikliğine, şirketin hisse satışına kadar neden oldu; bu tasarım öngörüsüzlüğün tipik örneği.
Altay'ın motor gücü de tartışmalı. 65 tonun üzerindeki bir tank için 1500 beygir sınıfı motor gerekli ama mevcut motor seçenekleri bu ağırlığı sınırda taşıyor; hız, tırmanma ve arazi kabiliyeti teoride yeterli olsa da sahada bu tank yüksek manevra kabiliyeti değil, hantalık gösterecektir.
Altay Tankı'nın zırh ve koruma sistemi ise tamamen 1980 mantığı. Altay'ın zırhlı kompoziti kağıt üzerinde modern ama dünyada tank koruması artık "kalın zırh" üzerinden değil çok katmanlı savunma üzerinden kurgulanıyor. APS sistemi ise Trophy, Iron First, Afganit gibi sistemler artık standart hale geliyor. Altay için ilk proje sunumunda böyle bir sistem vaat edildi lakin hâlâ ortada yok. IHA, drone ve kamikaze tehtidi de göz ardı edilmiş durumda; bugün tankların en büyük düşmanı tanksavar füzeleri değil insansız hava araçları. Altay'da entegre drone savar veya lazer tabanlı yakın koruma yok. Altay'ın zırh açısı, kule geometrisi ve Expolise Reactive Armor dediiğimiz ERA yapısı hâlâ Leopard 2A5 mantığında. 30 yıl öncesinin işi.
Kısacası Altay, 1980'lerin tehditine karşı güçlü; 2030'ların tehtidine ise savunmasız.
Modern Tank artık sadece çelik ve motor olmamalı; bir savaş ağı düğümü olmalı, tanksız insansız hava araçlarıyla, topçu sistemleriyle, radarlarla gerçek zamanlı veri paylaşımı yok. Drone için de tespit sensörü entregrasyonu bulunmuyor, oysa ki bugün bir tankın gövdesine bırakılan 5 kiloluk mühimmat bile ölümcül. Altay'da insansız kule seçeneği de hiç gündeme alınmadı, garipsedim; esasında garipsemedim çünkü yapana ve yaptırana baktığımda fazlasını beklemiyordum. Mürettabat halen klasik yerleşimde; tankın en kırılgan noktası, en değerli varlığı olan mürettabatı.
Altay'ın 120 mm ana topu NATO standartı, bu güzel lakin mühimmat çeşitliliği hâlâ dışa bağımlı. Altay'ın kule içi otomatik doldurucusu yok; bu da ateş hızını sınırlıyor. Termobarik olarak mühimmat, akıllı mühimmat, drone avlama mühimmat entegrasyonu gibi çözümler yok. 130 mm / 140 mm ileriye dönük kalibre seçenekleri için namlu ve kule tasarımı uyumlu değil. 2030 sonrası teknolojiye kapalı.
Altay Tankı, kağıt üzerinde ismi tank ancak sahada yalnızca geç kalmışlıktan ibaret. İktidar, bir ton masraf harcadığı, harcattığı, destek verdiği bu tank için gurur duyabilir, halk da duyabilir lakin derin detaylara, işi bilen birinin gözüyle baktığınızda karşınızda aslında gecikmiş, hantallaşmış ve geleceğin harp alanına hazırlıksız bir tasarım var. Altay bugün sahaya inse Leopard 2A7 ve Amrabs MIA2 SEPv3 ile yarışamaz. T-14 Armata'nın insansız kule, aktif koruma, ve ağ merkezli harp kabiliyetiyle hele ki hiç kıyaslanmaz. Altay çünkü zorlarsan 1990 ve 2000'lerin tankı. Türkiye orada kalsa da dünya 2030'ların tanklarını geliştirmeye çalışıyor.
Türkiye gerçekten kendi tankını yapmak istiyorsa mesele sadece motoru kimden alacağız sorusu değildir; asıl mesele akılcı bir felsefeyi geleceğe taşımaktır. Altay, bunu daha henüz bugünden başaramadığı için, daha doğmadan yaşlanmış bir tanktır.
BMC'nin CEO'su olacak pedofili Ethem Sancak ile değil tabii ki en önce de.



Yorumlar